İblisin Secde Etmemesi

"...De ki: 'Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!" -Neml 92

Moderatör: Co-Moderatör

Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık
Kullanıcı avatarı
mokokojo
1. Nesil
Mesajlar: 29
Kayıt: 18 Mar 2018, 14:56
Teşekkür etti: 75
Teşekkür aldı: 57

#1

Okunmamış mesaj 03 Oca 2019, 22:15

Selam. Beklediğimden uzun bir yazı oldu. 4 saattir aralıksız yazıyorum. Aklınıza takılan bir yer olursa veya ama bak kanka şu ayetle şu dediğin çelişiyor dediğiniz yer olursa belirtirsiniz. Hadi keyifli okumalar.

Hani Rabbin bir zamanlar meleklere "Şüphesiz Ben çamurdan bir beşer yaratıcıyım. Onu tesviye edip, ruhumdan kendisine üflediğim zaman derhal ona secdeye kapanın" demişti. Bunun üzerine meleklerin tümü hep birlikte secde ettiler, İblis etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. Sad 71-74. Ayetler

"Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o." Araf 11. Ayet

"Ben, ona biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde, siz hemen onun için secde edenler olarak yere kapanın" demişti. Bunun üzerine meleklerin hepsi topluca secde ettiler. İblis hariç. O, secde edenlerle beraber olmamaya dayattı." Hicr 29-31 Ayetler

"Ve biz bir zamanlar meleklere "Adem için boyun eğin!" dedik de İblis hariç hepsi boyun eğdiler, o dayattı." Taha 116. Ayet

"Ve hani biz, meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik de İblis dışında melekler hemen secde etmişti. O yan çizdi, büyüklendi. Ve o kâfirlerden oldu." Bakara 34. Ayet

Ayetler gayet açık. Allah meleklerden secde etmesini istiyor, İblis hariç hepsi secde ediyor. Hazır konusu açılmışken ateistlerin "Hani İblis cindi, ayette melek diyor" veya "Diyelim ki İblis melek, hani meleklerin iradesi yoktu ? İradesiz bir varlık Allah'a nasıl karşı geldi" iddialarına yanıt verelim. Bugüne kadar bu konularla ilgili yapılan yorumlar, diğer semavi kitapların ve masalların etkisinde kalınarak yapılmıştır. Ama Kur'an-ı Kerim o kitaplarda tahrif edilen durumları düzeltmek ve açıklamak için gönderilmiştir. Bize şimdiye dek öğretilen şeylerin Kur'anda farklı şekilde geçmesi dinin çelişkili olduğunu değil, bizlerin Kur'anı "önkabullerle" okuduğumuzu gösterir. Bu yüzden Kur'anı okurken önkabullerimizi bir yana bırakıp, ayette anlatılanları esas almalıyız.

Melek, Arapça'da "yönetim gücü ve kuvvet" anlamına gelmektedir. Kur'an-ı Kerim içinde kullanıldığı anlamlar, Allah'ın sisteminde yer alan ve ona hizmet eden görevli varlıklar ve sistemlerin hepsidir. Yazıcı ve kayıt tutan melekler, arşın çevresindeki melekler, koruyucu melekler vb. gibi çok geniş anlamları barındıran sistem içindeki görevliler buna örnektir. İnsanda bulunan zihinsel melaikeler Kuran bilgisinde yine bu şekilde yer almıştır. Ayrıca helak edilen kavimlerin birçoğunun helak edilişi doğa olaylarıyla yapılmıştır. Bunlar da Allah'ın emriyle hareket ettiği için melek kelimesi içerisinde kullanılmıştır. Yıldızlar, Güneş, Ay , fizik kanunları da bu anlamda değerlendirilebilecek, Allah'ın işleyişe koyduğu O'na hizmet eden cisim ve yasalardır. Bu yüzden Allah'tan aldığı emirleri uygulayan her şey melektir (görevlidir). Ayetlerde İblis'in de "kibirlenip kovulana kadar" melek kelimesi altında Allah'a hizmet eden bir varlık olduğu söyleniyor. Bu yüzden ona da secde emri verilmiş ama o kibrinden dolayı secde etmemiştir. Ayrıca ayetin devamında "İblis, cinlerdendi" detayıyla İblisin cin cinsinden olan bir melek/görevli olduğu bilgisi veriliyor. Buraya kadar her şey tamam. Devam ediyoruz. İblisin secde etmemesinden sonra süreç şöyle devam etmiştir.

"O dedi ki: "Ey İblis! Ne oluyor sana da, secde edenlerle beraber olmuyorsun? O (İblis); "Kuru balçıktan, şekil verilmiş bir çamurdan yarattığın bir beşere secde etmek için var olmadım" dedi". Hicr 32-33. Ayetler

Yazının başında Allah'ın Ademoğlunun yaratılış bilgilerini verdiği ayetleri yazmıştım. Oradaki "ruhumdan üflediğim" kısmını sakın unutmayın.

"ALLAH "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten ne alıkoydu/seni secde etmemeye götüren şey nedir?" dedi. (İblis) "Ben, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu da çamurdan yarattın" dedi." Araf 12. Ayet

"(ALLAH) " Ey İblis! O benim iki elimle/kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Büyüklendin mi? Yoksa sen yücelerden mi oldun? buyurdu. (İblis) dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." Sadece 75-76. Ayetler

Demek istediğimi anladınız mı şimdi ? İblisin kendisini bizle kıyas ettiği şey sadece "fiziksel özellikler". Secde etmediği Ademoğlunun özelliklerini betimlerken Allah'ın ayetlerinde belirttiği "ruhumdan üflediğim" kısmını söylemiyor. Çünküüüüüüüüüüü...

"Ruhumdan üflediğim" olarak bilgisi verilen detaydan "haberi yok". Bunlar çok önemli detaylar. Ve biz bunu direk Kurandaki ayetlerden öğreniyoruz. Buyrun.

"Ben onları (iblis ve soyu) ne göklerin, yerin, yaratılmasında ve ne de kendilerinin yaratılmasında hazır bulundurdum; yoldan şaşırtanları yardımcı tutmuş da değilim." Kehf 51. Ayet

İblisin, Elçi Adem'i sadece beşeri şekilde algılaması, sadece beşeri özelliklerini görebilmesi, Adem'in yaratılışına tanık olmamasından kaynaklanıyor. Peki bir meleği secde ettirecek kadar farkettiren, Adem'i/İnsanı önemli kılan "ruhumdan üflediğim" detayı veya diğer bir deyişle "ruh bilgisi" nedir ?

Ruh sözcüğü de birçok mealde parantez içi yorumlarla (Cebrail melek vs vs) anlamı tahrif edilmiş konulardandır. Ruh varlığın alemde yaşamasına sebep olan Allah'a ait, "ilim ve bilgiye" ulaşabilme anahtarıdır. İnsan ruh değildir, nefstir. Kuranda insanın ruh olduğuyla ilgili bir tek ayet yoktur. "Ruh" kavramının, İlahi bilgi olduğu detayı başka bir ayette verilmiştir.

"O Refi'dir, dereceleri yükseltendir; arşın sahibidir. Buluşma günü hakkında uyarmak için emrinden olan Ruh'u kullarından dilediğine indirir." Mumin 15. Ayet

Ayetten de anlaşıldığı üzere "Ruh" her kulda olan bir şey değil, hakedene Allah'ın dilediğine verdiği bir "İlahi bilgi kanalı"dır.

"Ve Adem'e isimlerin tümünü öğretti Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz." Dediler ki: "Yücedir şanın senin. Bize öğretmiş olduğundan başka ilmimiz/bilgimiz yok bizim. Sen, yalnız sen Alim'sin ve Hakim'sin." ALLAH buyurdu: "Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını." Adem onlara onların adlarını haber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim Ben size! Ki Ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim. Ve Ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekteyim." Bakara 31-33. Ayetler

O'na ruhumdan üfürdüğümde = Ve Adem'e isimlerin tümünü öğretti.

Adem'e öğretilen isimler, Allah'ın isimlerinin (esmalarının) alemde tecelli ediş bilgileridir. Bu, birçok doğa olayını açıklayan ve kontrol altına alan matematik, fizik yasalarını içine alan formül bilgileridir. Bir diğer anlamda oluşum ve yaratım bilgilerinin açıklanmasıdır. Melekler bu bilgilere sahip değildir. Elçi Adem cennet boyutunda yaratıldığı için bu bilgilere "Allah'ın ruhumdan üflediğim" detayı ile sahiptir. Kuranda bahsi geçen "Ruh" kavramı Allah tarafından verilmiş İlahi bilgidir. Yaşadığımız zaman diliminde her nefs bu bilgilere ulaşamaz. Bunu haketmesi lazımdır. Fakat ilk Ademoğullarının böyle bir durumu yoktu ve bu bilgilere istedikleri zaman ulaşabiliyorlardı. Bu onlara Allah tarafından yaratımlarında verilmiş olan ve meleklerin secde etmesini sağlayan bir özellikti.

"(İblis) "Yeniden diriltilecekleri güne kadar bana süre ver" dedi. (ALLAH) "Sen süre verilmişlerdensin" dedi. (İblis) Dedi: "Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka senin Sıratı Mustakimin'e (dosdoğru yolunun üzerine) onlara kaeşi oturacağım." dedi. "Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın. (ALLAH) "Haydi, sen, yerilmiş ve itilmiş olarak oradan çık. Onlardan sana kim uyarsa, andolsun ki, sizin hepinizden cehennemi dolduracağım" dedi." Araf 14-18. Ayetler

"(İblis) "Rabbim! O halde tekrar diriltecekleri güne kadar bana mühlet ver" dedi. (ALLAH) "Haydi sen belirli bir vakte kadar mühlet verilerdensin" buyurdu. (İblis) "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka azdıracağım, ancak içlerinden ihlaslı/arıtılmış kulların müstesna" dedi. (ALLAH) buyurdu ki: "Hakk budur. Ben de şu hakkı söylüyorum: And olsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onların sana uyanlarından; hepinizden dolduracağım." Sad 79-85. Ayetler

Tüm bilgilerin ortak noktası her şeyin Allah'ın izni dahilinde olmasıdır. İblisin de yaptığı şey Allah'ın iradesinde olmuştur. Bu sınavın belli başlı içerikleri vardır. Sorular vardır ve soruların doğru ve yanlış cevapları vardır. Sınavın sınav olması için ve doğru cevapların doğru olarak adlandırılması için yanlış cevaplara ihtiyaç vardır.

"Öyleyse, beni azgınlığa itmene karşılık" cümlesi, iblisin bu görevi algıladığı ve kabullendiğinin çok açık bir ifadesidir. "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka azdıracağım" bilgisiyle, yine Allah'ın ona yüklediği görevin farkına vararak bunu en iyi şekilde yerine getireceğini söylemiştir. Her yaratılmışım bir amacı vardır. İblis'in amacı ayetlerde bildirildiği üzere, secde etmediği Ademoğullarına, niye secde etmediğini ve niye kendisinin Ademoğullarından hayırlı olduğunu Allah'a ispat etmektir. Ademoğullarının da amacı kendisine ilk yaratımında secde etmeyen iblisi secde ettirerek, kovulduğu cennet boyutuna tekrar girebilmektir. İblis kendisine yüklenmiş fıtratı en iyi şekilde uygulamaktadır -dünyanın halinden belli oluyor zaten-. Fakat insan kendi üstüne düşeni ne kadar uyguluyor asıl sormamız gereken soru budur. Herkes kendi fıtratını en iyi şekilde uygulalarak kurtuluşa erebilir.

Kısa bi özet geçmek gerekirse: Cennetten kovulmadan önce Adem'de, İblis'te meleklerdendir. Fakat Adem'in ruh bilgisine sahip olduğunun bilincinde olmayan İblis, Adem'e secde etmemiştir. Bunun üzerine cennetten kovulan İblis Adem'e vesvese vererek -şu ağaçtaki meyveden yersen sonsuza kadar yaşayacaksın diyerek vesvese vermiştir- Adem'i de cennetten kovdurtmuştur. Yani İblis kibrinden, Adem ise aç gözlülüğü yüzünden kovulmuştur ve iki tür de imtihan boyutlarına indirilmiştir. Biz insanlar yaratıldığımız fıtrat üzerinde hareket edip, Allah tarafından "ruh bilgisi"ne ulaştırılırsak -İblis'e secde ettirecek potansiyele ulaşırsak-tekrar cennet boyutuna girme hakkını elde edeceğiz.

Düşünmek kulun farzıdır. Selam.
mokokojo adlı üyeye teşekkür etti:
Oteko
Kullanıcı avatarı
mokokojo
1. Nesil
Mesajlar: 29
Kayıt: 18 Mar 2018, 14:56
Teşekkür etti: 75
Teşekkür aldı: 57

#2

Okunmamış mesaj 03 Oca 2019, 22:39

"(ALLAH) " Ey İblis! O benim iki elimle/kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Büyüklendin mi? Yoksa sen yücelerden mi oldun? buyurdu. (İblis) dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." Sadece 75-76. Ayetler
Sad 75-76. Ayetler* olacaktı. Telefon otomatik düzeltmiş, kusura bakmayın.
Kullanıcı avatarı
mokokojo
1. Nesil
Mesajlar: 29
Kayıt: 18 Mar 2018, 14:56
Teşekkür etti: 75
Teşekkür aldı: 57

#3

Okunmamış mesaj 21 Şub 2019, 00:08

"ALLAH'a ve ahiret gününe iman eden bir milletin babaları, oğulları, kardeşleri yahut akrabaları da olsa ALLAH'a ve elçisine düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin. ALLAH onların kalplerinin içine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada ebedi kalacaklardır. ALLAH onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar ALLAH'ın hizbi/partisidir. Muhakkak ki başarıya ulaşacak olanlar, ALLAH'ın hizbidir." Mücadele 22. Ayet

"ALLAH'ın hiçbir insanla konuşması olmamıştır, illâ vahyile veya perde arkasından veya dilediğine izniyle vahyetsin diye elçi göndererek. ALLAH, bilir ve hikmet sahibidir. "Ve işte böylece sana emrimizden bir Ruh (ile Kur'an-ı Kerim'i) vahyettik. Ve sen, kitap nedir ve iman nedir bilmiyordun. Ve lakin onu "nur" kıldık. Kullarımızdan dilediğimizi onunla hidayete erdiririz. Ve muhakkak ki sen, mutlaka (Kur'an ile) Sıratı Mustakim'e hidayet ediyorsun." Şura 51-52. Ayetler

Bu ayetlerle Ruh'un ilahi bilgi olduğu, geleneksel anlamdaki ruhla,
Kuranda kullanılan "Ruh" kavramının farklı olduğu apaçık belli oluyor. "ALLAH onların kalplerine iman yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir" cümlesinden anlaşıldığı üzere nefs, Allah'ın İlahi Bilgisi olan Ruh ile desteklenerek cevaplar kendisine verilmektedir. Ruh Bilgisini almaya hazır olan/hak eden kişilerin kim olduğu ise Sad 82 ve 83. Ayetlerde "onların hepsini mutlaka azdıracağım, ancak içlerinden ihlaslı/arıtılmış kulların müstesna" olarak bilgisi verilen "arıtılmış" nefs grubudur. Arıtılma sonucunda ALLAH onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Vahyin nasıl geldiğiyse Şura 51-52. Ayetlerde açıklanıyor. İlahi Bilgiler direkt olarak Allahtan alınmaz. Nefs, vahiy alabilecek duruma fiziksel ve zihinsel olarak hazır hale geldiğinde bu çok çeşitli şekillerde olabilmektedir. Dünya yaşamında olduğu gibi rüyalarda da bu bilgiler alınabilmektedir. Ayette bilgisi verilmiş olan perde arkasından verilen vahiy, bir sembol (ağaç, dağ vs vs) ardından verilmektedir. Ne şekilde olursa olsun İlahi Bilgi yine görevli varlıklar tarafından varlıklara indirilmektedir.

Ayrıca İsra Suresi 17. Ayeti kimileri "Her insanın kaderini çabasına bağladık" şeklinde çevirmiş. Ayetin Arapçasında kader ve çaba kelimesi yoktur. Bazı mealciler bu müteşabih ayete kendi anladıklarını dayatarak ayeti tahrif etmişler maalesef. Bunla ilgili şöyle bir video buldum. İsteyenler bakabilir. Kanalın diğer videolarını da tavsiye ederim.
Kullanıcı avatarı
mokokojo
1. Nesil
Mesajlar: 29
Kayıt: 18 Mar 2018, 14:56
Teşekkür etti: 75
Teşekkür aldı: 57

#4

Okunmamış mesaj 21 Şub 2019, 19:13

Ayrıca İsra Suresi 17. Ayeti kimileri "Her insanın kaderini çabasına bağladık" şeklinde çevirmiş.
Yanlış yazmışım. Doğrusu, İsra Suresi 13. Ayet olacak.
Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık