İçimi dökmek istedim.

Değişim, yüzleşme ile başlar; itiraf et ve kurtul.

Moderatör: Co-Moderatör

Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık
Kullanıcı avatarı
aPeopleArmy
Sürgün
Mesajlar: 161
Kayıt: 27 Mar 2018, 14:18
Teşekkür etti: 152
Teşekkür aldı: 66

#1

Okunmamış mesaj 05 Şub 2019, 22:29

Bu gün biraz gezintiye il merkezine gittim de -normalde uzak küçük bir ilçede yaşıyorum- niyeyse yürüyüş esnasında canım çok sıkıldı, koskoca toplumda kendimi çok yalnız hissettim, bu hayatta var ama yok gibiydim. Etraf, heryer beta kaynıyordu. İlgi açlığı çeken dişilerin kilolarca makyaj ve boğucu dar elbiseleri, betaların elitist tavırları, kapital yerlerde 1 kahveye 20 lira, 2 patates kızartmasına 30 lira domalanları, İşlerini düzgün yapmayıp insanları bekletenleri, başörtülü kızların üstü minare altı kerane stilleri, başörtülü üniversite kızlarının sarhoş halleri falan bugün baya bir midemi bulandırdı. Ulan şu toplum baskısı olmasa avrupayı amerikayı eleştirenler, sokakta ilgi çekmek için göt gösterisi yapar lan öyle bir toplumdayız, sadece gizliyorlar.

Ulan istatistiklere göre 1 milyardan fazla müslüman var, çok saçma. İnsanlar kendileri dinden haberleri yok bu istatistiği yaparken cüzdanda yazana bakmak yanlış. Bu toplumların neresi müslüman, zaten dünyada kendi dinini sorgulayan, bilen insanlar değil 1 milyar belki 100milyon yoktur.
Hakikatler kimin umrundaki toplumların haline bak hepsi manipülatif birer piyon.

Bir an kendimi sorguladım. Ulan şu öğreti neymiş be dedim. İnsanların bu uyuşuk yapış yapış olmuş zihinleri, amaçsızca hayatları çok acizce lan. Ama ağır geliyodu bana bu düşünce tarzı, bunun farkında olmak ağır bir yük gibi hissediyordum. Tcma, "hayatın eskisi gibi olmayacak" derken cidden haklıydı. Bu öğreti öyle farklı birşeyki öğretinin 10 da 1ini bile alsan çok değişiyorsun. Ara ara canım sıkılıyor, dertleşecek insan bulamıyorum çünkü yok dost yok mk omegası bile sarmıyor, öğretiyi bilmeyen birisi ile de dertleşmek saçma olur seni anlamaz. Ki öğretiyi bilmesi yetmez, öğreti yolunda da gitmesi gerek anlaması için.

Önceleri tcmanın verdiği görevleri severek yapardım ama bu aralar yapasım da gelmiyor. Belki de görevden öğrenmem gerekeni öğrendiğim içindir, bilmiyorum. Aklımda, dişilerin 5 para etmez birer et parçası oldukları düşüncesi var, yanlış anlaşılmasın düşmanlık falan değil. Çünkü ne kadar dişi gördüysem en masum, iyi kalpli omegası bile uygun şartlar sağlandığında bir kaşara dönüşüyor. Bu hakikat bile insana çok koyuyor. Bazense altın dişimi bulamayacağımdan korkuyorum, veyahut hiç yoktan kültürlü, kaliteli bir omega bulamayacağımdan. Çünkü betalaşmamış, modern kültürün, sosyal medyanın vb. kölesi olmamış, kaliteli bir omega dişi bile çok ender rastlanıyor. o da kime kısmet kime niyet -ters yazdım galiba- sjjjsh.

Sürekli bir bilgi açlığı var içimde, bu da öğreti sayesinde oldu, aklımı daha da keskinleştirmek hayata dair derinleşmek istiyorum, zor ve acılı bir süreç ama imkansız değil. İnşAllah olucak. Ne kadar tcmayı geç tanımış olsamda çok şanslı hissediyorum.

Hayattaki en güzel şey dua etmektir, dua edelim dostlar.

Allah yardımcımız olsun, bize herdaim doğru yolu göstersin. (Amin)
aPeopleArmy adlı üyeye teşekkür edenler (toplam 3):
dun bugun yarinBoldI Am That I Am
Kullanıcı avatarı
dun bugun yarin
1. Nesil
Mesajlar: 137
Kayıt: 18 Mar 2018, 13:22
Teşekkür etti: 260
Teşekkür aldı: 145

#2

Okunmamış mesaj 06 Şub 2019, 00:26

Aklını satılığa çıkarmamış, hayatı samimi bir şekilde merak eden, soru sorup cevaplarını arayan insanlar kesinlikle bir noktada senin bu yaşadıklarını yaşıyor. Hissettiklerini hissediyor. Toplumun mallığından kesinlikle dem vuruyor, şaşmadı bu yani. Zaten kitlede bu bahsettiğim kesim haricinde bir sike yarayabilecek insanlar olma potansiyeline sahip hiç kimse yok. Diğerleri dünya denen bok bataklığı içinde düşünmeden, hayvanlar gibi yaşıyor. Akıl olmayınca seni hayvandan farklı yapan pek bir şey kalmıyor zaten, evrimsel kodlarla güdülüyorsun. Çevrendeki insanların neredeyse tamamının böyle olduğunu görmek çok acı bir şey. O yüzden kendi kumaşından insanlar arıyorsun. Senin gibi bu dünyanın sikkoluğunu görmüş, senin anlayış seviyende birilerini. Omega kişi bu anlayış seviyesinde oluyor ama yazında "omegası bile sarmıyor" demen omega tanımını yanlış yaptığın anlamına geliyor. İyi niyetli olan insanların hepsine omegadır diyemeyiz. Omega hastalığı olmayan kişidir aslında ama bir kişiye omega diyebilmemiz için kişinin hastalıksız olmanın yanında akıl olarak da iyi bir seviyeye gelmiş olması gerekiyor ki hastalığa yakalanıp omegabeta olmasın. Aklı zayıf ama hastalığı olmayan bir kişinin hastalığı "henüz" yoktur. İlla ki iblis vesvese verdikçe o hastalıklar içinde yavaş yavaş yeşerecek gerçekle zannı ayırt edemediği için. İyi niyetli olduğunu düşündüğün kişilere omega demen henüz insana dair fazla derin olmadığını gösteriyor. Bu kötü bir şey değil elbette gelişmeye istekli olduğun sürece öğrenmeye çabalayarak ve yaşayıp görerek öğreneceksin. Tabi akıl da önemli burada. Hacı diyor ya "aslında yapacağınız şeylerin hepsi de eğlenceli şeyler" diye, gerçekten de öyle. Eğitimdesin gibi düşün. Her gün yeni şeyler öğreniyorsun, gördüklerin karşısında hayrete düşüyorsun, gördüklerin sende yeni ufuklar açıyor. Geçtiğin eşikleri, ilerlemeni görüyorsun mutlu oluyorsun filan. Yeri geliyor kitleyle muhattap olup anlaman gereken şeyler oluyor, yeri geliyor saha yapman gerekiyor. Yani gelişim yer yer acılı olsa da eğlenceli iş aslında. Asıl sıkıcı işler -sıkıcı olmalarına aldanıp değersiz olduklarını düşünmek mallık olur, son derece mühim işler bunlar- bu eğitim/öğrenme/derinleşme kısmı bittikten sonra başlıyor. Devamı kardeşlikte eheh. Olum adamlar bizi almayarak iyilik yapıyor resmen ya ehehe -eğlenmemiz için değil yanlış anlaşılmasın, oraya uyum sağlayamayacağımız için atılacağız sonra şiddetli vesveselerle karşı karşıya kalacağız bu yüzden-. Neyse bu başka konu. Kıssadan hisse bölümüne gelirsek hepimizin öğreneceği -ki burada sadece sadece bilinç seviyesinde bilmeyi değil, bunu yazılımına özümsetmeyi de kast ediyorum- daha çok şey var. Davasında gerçekten samimi olanlar seçimleriyle kardeşliğe girmeyi hak ettiklerini gösterecekler. Bir tavuk değil, kümesteki kartal olduklarını ispatlayacaklar. Umarım biz de bunu başarırız.
dun bugun yarin adlı üyeye teşekkür etti:
I Am That I Am
Kullanıcı avatarı
aPeopleArmy
Sürgün
Mesajlar: 161
Kayıt: 27 Mar 2018, 14:18
Teşekkür etti: 152
Teşekkür aldı: 66

#3

Okunmamış mesaj 06 Şub 2019, 12:52

dun bugun yarin yazdı:
06 Şub 2019, 00:26
Aklını satılığa çıkarmamış, hayatı samimi bir şekilde merak eden, soru sorup cevaplarını arayan insanlar kesinlikle bir noktada senin bu yaşadıklarını yaşıyor. Hissettiklerini hissediyor. Toplumun mallığından kesinlikle dem vuruyor, şaşmadı bu yani. Zaten kitlede bu bahsettiğim kesim haricinde bir sike yarayabilecek insanlar olma potansiyeline sahip hiç kimse yok. Diğerleri dünya denen bok bataklığı içinde düşünmeden, hayvanlar gibi yaşıyor. Akıl olmayınca seni hayvandan farklı yapan pek bir şey kalmıyor zaten, evrimsel kodlarla güdülüyorsun. Çevrendeki insanların neredeyse tamamının böyle olduğunu görmek çok acı bir şey. O yüzden kendi kumaşından insanlar arıyorsun. Senin gibi bu dünyanın sikkoluğunu görmüş, senin anlayış seviyende birilerini. Omega kişi bu anlayış seviyesinde oluyor ama yazında "omegası bile sarmıyor" demen omega tanımını yanlış yaptığın anlamına geliyor. İyi niyetli olan insanların hepsine omegadır diyemeyiz. Omega hastalığı olmayan kişidir aslında ama bir kişiye omega diyebilmemiz için kişinin hastalıksız olmanın yanında akıl olarak da iyi bir seviyeye gelmiş olması gerekiyor ki hastalığa yakalanıp omegabeta olmasın. Aklı zayıf ama hastalığı olmayan bir kişinin hastalığı "henüz" yoktur. İlla ki iblis vesvese verdikçe o hastalıklar içinde yavaş yavaş yeşerecek gerçekle zannı ayırt edemediği için. İyi niyetli olduğunu düşündüğün kişilere omega demen henüz insana dair fazla derin olmadığını gösteriyor. Bu kötü bir şey değil elbette gelişmeye istekli olduğun sürece öğrenmeye çabalayarak ve yaşayıp görerek öğreneceksin. Tabi akıl da önemli burada. Hacı diyor ya "aslında yapacağınız şeylerin hepsi de eğlenceli şeyler" diye, gerçekten de öyle. Eğitimdesin gibi düşün. Her gün yeni şeyler öğreniyorsun, gördüklerin karşısında hayrete düşüyorsun, gördüklerin sende yeni ufuklar açıyor. Geçtiğin eşikleri, ilerlemeni görüyorsun mutlu oluyorsun filan. Yeri geliyor kitleyle muhattap olup anlaman gereken şeyler oluyor, yeri geliyor saha yapman gerekiyor. Yani gelişim yer yer acılı olsa da eğlenceli iş aslında. Asıl sıkıcı işler -sıkıcı olmalarına aldanıp değersiz olduklarını düşünmek mallık olur, son derece mühim işler bunlar- bu eğitim/öğrenme/derinleşme kısmı bittikten sonra başlıyor. Devamı kardeşlikte eheh. Olum adamlar bizi almayarak iyilik yapıyor resmen ya ehehe -eğlenmemiz için değil yanlış anlaşılmasın, oraya uyum sağlayamayacağımız için atılacağız sonra şiddetli vesveselerle karşı karşıya kalacağız bu yüzden-. Neyse bu başka konu. Kıssadan hisse bölümüne gelirsek hepimizin öğreneceği -ki burada sadece sadece bilinç seviyesinde bilmeyi değil, bunu yazılımına özümsetmeyi de kast ediyorum- daha çok şey var. Davasında gerçekten samimi olanlar seçimleriyle kardeşliğe girmeyi hak ettiklerini gösterecekler. Bir tavuk değil, kümesteki kartal olduklarını ispatlayacaklar. Umarım biz de bunu başarırız.
EyvAllah knk. Orda "omegası bile sarmıyor" derken, dalgınlığıma gelmiş kastettiğim omegası yüksek omegabetaydı.
Kullanıcı avatarı
Bold
Sürgün
Mesajlar: 262
Kayıt: 04 Haz 2018, 17:45
Teşekkür etti: 86
Teşekkür aldı: 266

#4

Okunmamış mesaj 08 Şub 2019, 00:40

Hakikat okuyucunun tabularını yıkar ve iki sonuç doğar; kaç ve mutlu olacağını sandığın bir yalanı yaşa, kal ve gerçeğe ulaşmak için savaş. Birincisi betaya tatlı gelir, moron çünkü hayatın default olarak acılı bir süreç olduğunu anlayamamıştır. İblis mutlu olacağı zanlarıyla egosunun isteklerini önemli kıldırmıştır. Her türlü acı çekeceksin, ne için çektiğin ise kim olacağını belli ettiğin unsur. Zorluklarda da öğretiye yüz çevirdiğin anda betalığa kayarsın, bu çok nettir. Yüzleşip aştığında ise yükselirsin.

Olm böyle zor mor ayaklarına isyan ettiğim bende de çokça oluyor. Sonra diyorum ulan bunu 16 yaşında liseye giden bir çocuk yazdı, yaşadığı yalnızlığı bir düşün. Sen geç tanıdığın için şükrediyorsun, adamın tanıyacak kimsesi bile yoktu. Sonuçta tanrısını tanıdı ve ona elbet bu şanlı yolda çok yardım etti. Yanlış anlaşılmasın kimse kimseyle kendini kıyaslamasın tabi ki, sınavlarımız farklı. Fakat ne sınavlar var amına koyayım bak gör manasında diyorum, yoksa tanrının söylemi hiçbir nefse kaldırabileceği yükten fazlasını yüklemeyeceği zaten. O kadar yalnız hissettiğimde ben de duaya çokça yöneliyorum. Tcma nasıl yönelmiştir kim bilir, zaten bir dost arıyorsan tanrıyı dene tavsiyesini kancıktan hatırlıyorum. Eskiden çok anlamlandıramamıştım, mallık işte yaşadıkça anlıyorsun çoğunu da.

Öğretinin senin bilgini arttırmaya yönelik momentum kazanmadaki kritikliğini görmen çok hoş. Manipule ediyor bizi fakat olumlu yönde yapıyor bunu, yeterince piş ki çıraklığa eriş bir gün diye. -beta hemen "işte sizi güdüyor farkında değilsiniz, sizi kölesi yapacak hepiniz piyonsunuz" diye zırlayacak, lan sen alınmıyorsun zaten(hacıya selam), biz de alınmıyoruz orasını hiç karıştırma asdadad. Fakat dolaylı olarak hayatı anladığında kardeşliğin tek kapı olduğunu göreceksin. Lan beta sen siksen göremezsin zaten zorlama, lan sen hala burada mısın nüans fakiri siktir git ızdırabını siktirtme gece gece asdadasd.- Dişi konusuna da takılma kanka, biz kendimizi doğru tutmakla yükümlüyüz. Tanrı ödülünü dilerse elbette bahşeder. Nitekim başlık, altın dişiyle karşılaşma ihtimalinde tam teşekküllü olman için seni zırhlandırıyor dolaylı olarak.
Bold adlı üyeye teşekkür etti:
Alcatraz
Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık