İtiraflar/Sokratesin Sakalı

Değişim, yüzleşme ile başlar; itiraf et ve kurtul.

Moderatör: Co-Moderatör

Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık
Kullanıcı avatarı
Sokratesin Sakali
1. Nesil
Mesajlar: 51
Kayıt: 23 Mar 2018, 21:19
Teşekkür etti: 98
Teşekkür aldı: 61

#1

Okunmamış mesaj 29 Nis 2020, 05:51

Başkasına faydası olur mu bilmiyorum ama bana faydası olacağını düşünerek yazıyorum.

Şu son bir yılda belkide kendime hiç ihanet etmediğim kadar ihanet ettim. Bunun üzüntüsünü yaşıyorum ama nafile, herkes hak ettiğini alır. Verdiğim sözlerde durmadım, arkadaşlarımı- başlıktan tanıdıklarımı- görmezden geldim. Din gününün gerçek olduğunu bile bile üstüme düşen sorumluluğu aksattım, kuranı aksattım. İttifaka destek olmadım. Biliyorum her şeyden önce kendime yaptım, gerçekten de insanın kendine yapacağı kötülükten beteri yokmuş. Geçici dünya hayatına aldandığında insanın sefilleştiğini daha doğrusu sefilleştiğimi şu sıralar çok daha iyi anlıyorum. İbret olsun diye biraz bahsetmek istiyorum, burada biraz olsun onurlu kimsenin kendi adına utanması gerekir. Kendi adıma utanıyorum. Yani aynaya bakmak bile bazen darlıyor beni. Çünkü az önce dediğim sefil insanı görüyorum. Şaka gibi gelebilir ama insanın kendine acımaya başlaması fazla sürmüyor.

Son 1 yılda sporu bıraktım, 6-7 civarı kilo aldım. akılımı kullanmayı bıraktığım veya büyük oranda azalttığım için aklım zayıfladı. Bazı eski mesajlara-entrylere bakınca benim yazmış olmam uzak bile geliyor o derece. Çok nadiren foruma veya başlık altına baktım, aklımca o hayatı geride bıraktığımı filan sanıyordum. Fakat dürüstçe bakınca fark ediyorum ki hayatım zaten başlıktan sonra başıma gelenler üzerine kurulu. En basitinden youtube playlistime baktım biraz önce. Dinlemeye başlamam, sözlerine dikkat kesilmem, sevmem vs. neredeyse hepsinin doğrudan veya dolaylı olarak başlıkla veya başlık sonrası gelişen süreçlerle bir ilgisi bağlantısı var. Geride bıraktığımı düşündüğüm hayat aslında belki kurtuluş için bana yol gösteren bir çok şeyin olduğu bir hayattı. Bu kadar kördüm işte. Kaldığım yerden devam etmem gerekirse ki size ibret olacağını düşünüyorum; o kadar daralmış hissettim ki kendimi okuduğum okulu, şehiri bile elle tutulur bir neden yokken değiştirdim. Kaçarak kurtulabileceğimi sandım ama hacının da dediği gibi hayat bana zindan olmaya başladı. Çok yoğun geçen birkaç depresif ayım oldu ki intihar bile aklıma sıklıkla geldi ama bunun bir kurtuluş olmadığını da biliyordum, azap var çünkü. İşte gözümün önünde olan bu gerçek bile doğru yola girip kendimi düzeltmeme yaramadı. neden? Kördüm çünkü. Sağırdım. Şimdi de tamamen gördüğümü idda edemem. Çünkü biliyorum akıl öyle bir şey değil. Gelişen bir şey, zayıflayabilen de. Daha bir çok rezilliğim oldu. . Başlıktan tanıdığım arkadaşlarımla wp grubumuz vardı her hafta disiplin raporu vs paylaşıp yorumluyorduk. Sonuçta söz vermiştim ve yerine getirmedim. Daha sonra bana ulaşmaya çalışan arkadaşlarıma geri dönüş yapmadım, cevaplamadım. özür diliyorum. Ağır oruspuluktu yaptığım. Utanılacak bir çok şey yaptım. Kibirli birisi olduğumu fark ettim geçmişi biraz düşününce. Açık bir kibir değil, sinsi. Forumda bile bazen bakarken ben bundan üstünüm diye içten içe düşüncelerim oldu. En yakın arkadaşım bir keresinde meslek konUsunda tavsiye istemişti. mesleği söylemeyeyim, zaten kendisi burada. Tavsiye istediği meslekte benim hayatım boyunca hep yapmak istediğim meslek ama olamadım işte bazı nedenlerden ötürü. Elimden geldiğince güzel tavsiye vermeye çalışmıştım ama bir yanımda acayip kıskanmıştı. Bunu ona hiç söylemedim. Keşke söyleseydim. Kendi kendime başkaları hak ederken ben niye edemedim diye düşüncelerim olmuştu. Kuruntular bu oluyor sanırım. Utanarak söylüyorum ama olamadığım için tanrıyı suçlu görmek- kızgın olmak gibi manyakça düşüncelerim de oldu. Şimdi bakınca çok daha iğrenç gözüküyor. Halbuki iyi birisi olduğumdan oldukça emindim. Ama değilmişim işte. Ben de çok kirliymişim. Tanrı affetsin, umarım doğru yolu bulur kendimi temizlerim.

Daha birçok şey var. Alkole başladım. Halbuki kesin yasaklar var, kuranda. Zinaya meylettim. Şans işte, bir çok kızdan ret yiyerek zina yapmamış olsam da bu beni masum kılmaz. Ya reddetmeselerdi? Yine aynı sonuç olur muydu? olmazdı. İnsan sapınca, kendini yeterli görünce oyalanacak bir şeyler aramaya başlıyor. Karı kız olabilir, alkol olabilir, oyunlar olabilir. Bir ara uyarı veya cezalandırma olduğunu düşündüğüm bir olay geldi başıma. Bir kavgaya karıştım, baya da dayak yedim. Kavga ettiklerimden birisi cam bir şişeyi kırıp bana doğru salladı. Koltuk altıma yakın bir bölgeye geldi ama bir şey olmadı. Boğazıma da gelebilirdi diye düşünüyorum bazen. Geberip gidebilirdim. Çabalamadığım için çok pişman olmaz mıydım? Olurdum. Şu anda öyle düşünüyorum. O zaman da aynı düşünmüştüm. Ama boş beleşe dalmakla meşgulseniz bunlar aklınızda olmuyor. hatta aklınız da olmuyor bir nevi. Haftalarca bu depresif duygularla boğuştum, halbuki kendime ihanet ettiğimi düşündüğüm içindi o duygular. Bastırmaya çalıştım. Sonra sosyalleşip avamı elde etmeye filan çalıştım. Kendimde ki açlıkların bu denli büyük olduğunu bilmiyordum. Hala da nereye varabileceğini tam kestiremiyorum. Kardeşlik hayalleri kuruyordum filan. Hacı bu hayaller konusunda uyarıyor, bakın görürsünüz. Çok yetenekli olduğum filan sanıyordum bazı konularda, hatta o dereceye varıyordu ki çalışmıyordum o konular üzerine. Adice bir şekilde , gerçekleştirme imkanım olmayan hayalleri bile kardeşlik üzerinden gerçekleştirebileceğimi filan sanıyordum. Yani şu durumdayken test grubuna filan alınsam şutlanmam 1 saati almazdı herhalde. keza sanırım fark ettiğim bir noktada şu; bu kadar gerideyken kendime karşı bir çok sorumluluğumu aksatırken filan kardeşlik benim için mümkün değil. Özel olmadığım gerçeğini sindirmeye uğraşıyorum. Hiç hoşuma gitmiyor hatta acı veriyor. Ama başka seçeneğim de yok. Dünyada kaçabileceğim bir yer yok. İmtihan bu çünkü. Hepimizin farklı olsa da aynı zamanda benzer imtihanları var. Benimki ne olacak tam anlamıyla bilemiyorum ama bazı şeyleri de anlamaya başladım.

Daha bir çok acizlik ve itiraf edilmesi gereken şey yaptığımdan eminim. ŞimDilik yaptığım itiraflar bunlar. Tanrı temizlenmeyi nasip eder umarım. Aklıma geldikçe itiraf yazacağım buraya. Okursanız bir şey katar diyemem ama ibret alırsınız en azından. Beni en rahatsız eden konulardan birisi de kendimi affedememem. Sanki vicdanım izin vermiyor. Hayatımı ziyan ettiğimi düşünüyorum. ama her şeyin düzeleceğine dair de saçma bir ümit besliyorum.
Kullanıcı avatarı
belikebond
1. Nesil
Mesajlar: 114
Kayıt: 18 Haz 2018, 02:17
Teşekkür etti: 31
Teşekkür aldı: 59

#2

Okunmamış mesaj 01 May 2020, 01:22

Yanlışlıkları kendinde görmek insana iyi hissiyat verici şeyler değiller. Rahatsızlık veren, huzur bozan şeyler. Fakat bazen yaşadığın duyguların, hissiyatın iyi olmaması gerekiyor zaten. İyileşmenin, gelişmenin bir parçası da bu. -şu da var ki her yaşadığın kötü hissiyat gelişmenin göstergesi de değil, karışmasın. Aklınla anlaman lazım işte ne zaman mallığının ceremesini çektiğini ne zaman gelişim acısı yaşadığını.- . O yüzden insanın dayanması gerekir. Bunun yanında iyileşmek de over night da olacak bir şey değil maalesef. Güç ister, irade ister. Süreklilik olmadıkça da gerçekleşmez. Bunun sonucunda da insan yaşadığı müddetçe tutarlı bir şekilde tetikte olmalıdır kendine karşı. -şizofreni olup sürekli bi panik, anksiyete halinden bahsetmiyorum. Aklını kendine eleştirel bir şekilde tutmaktan, kendine dair yüzde yüz dürüstlük ve adillikten bahsediyorum. Bunun ayarını yine en iyi kendi yapar insan. Zaman ile hem çevresine hem kendisine daha doğru yaklaşmaya başlar filan- Hele ki birde kendisini denetleyecek ve kendisine bildirecek kişiler yoksa. Neyse yazı da dönüşlülük zamiri nasıl kullanılır oldu biraz. Uzun zamandır yazmayınca köreliyor kalem. Bu arada direkt olarak sana değil yazdıklarım öyle genel yardırayım dedim, anlamışsındır zaten.
belikebond adlı üyeye teşekkür etti:
Sokratesin Sakali
Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık