Makyaveli Prens

"Bilimdeki her büyük ilerleyiş, hayal gücünün yeni bir atağından ileri gelir." -John Dewey

Moderatör: Co-Moderatör

Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık
Kullanıcı avatarı
belikebond
1. Nesil
Mesajlar: 54
Kayıt: 18 Haz 2018, 02:17
Teşekkür etti: 27
Teşekkür aldı: 17

#1

Okunmamış mesaj 15 Şub 2019, 01:41

[8] ''Hekimlerin verem için söyledikleri burada da geçerlidir: Başlangıçta bu hastalığı iyileştirmek
kolay, ama teşhis etmek zordur; zaman geçtikçe, başlangıçta teşhis ve tedavi edilmediği için, hastalığı
teşhis etmek kolaylaşır, ama iyileştirmek zorlaşır. Devlet işlerinde de aynısı olur: Devlette ortaya
çıkan hastalıklar önceden görüldüklerinde (bunu ancak uzak görüşlü birisi yapabilir) çabuk
iyileştirilirler; ama bu hastalıkların görülmemesi ve herkesin görebileceği şekilde büyümelerine izin
verilmesi durumunda, artık herhangi bir tedavi söz konusu olamaz.''
Machiavelli Prens den bir alıntı. Daha kitabın ilk sayfalarında geçen devletle ilgili tespit. İnsana dair de tam oturuyor.
Yazılacak çok bir şey yok. Açık açık anlatılmış. Yazıdan bir çok şey çıkarılabileceği gibi denetimin önemine dair de bir olay var. Bunu ancak uzak görüşlü biri yapabilir diyor. Menfi düşüncelerinden, duygularından ne olduğunu göremezsin diyor bir nevi. Teşhis etme geciktikçe semptomlar artar, artık tespit etsen de iyileştiremezsin demiş. Bu da betaların durumu oluyor heralde. Bataklığa saplı kalmak.
Benim ayar olduğum konu da bunları böyle kağıt üstünde biliyoruz da bu durumun sadece farkında olmak, bu duruma karşı koyabileceğimiz anlamına mı geliyor? Şüphe ve sıkıntı yaratan nokta da ,bu kağıt üstüne yazdıklarımızı uygulayıp uygulamadığımıza karar veren tek yüksek merci de kendimiziz. Gelişimimize bakan herhangi bir 3. şahıs yok. Bilmiyorum. elden gelen tek şey çok çok okumak, derinleşmek, yaşamak. Sonrada keşke bir 3. şahıs olsaydı demek heralde.
Kullanıcı avatarı
belikebond
1. Nesil
Mesajlar: 54
Kayıt: 18 Haz 2018, 02:17
Teşekkür etti: 27
Teşekkür aldı: 17

#2

Okunmamış mesaj 15 Şub 2019, 02:06

Şu soru işaretiyle bitirdiğim cümlede ne demek istediğimi bende anlamadım. Yani demek istediğim öğrendiğimiz, bildiğimiz şeyler bizim doğru işleri yapmamıza yardımcı olur mu. Eğer yardımcı olsa bile sadece kendi perspektifimizden baktığımız için doğruyu mu yaptık yoksa doğruyu yaptığımızı mı sandık sorusunun ayrımına varabilir miyiz? Bence danışma olmadan varamayız. Bu yüzden biraz, denetimin, danışmanın önemine sitem ettim. Tabi ki tek başımıza da doğrular yaparız ama hayatımız doğru yaptığımız ve doğru yaptığımızı düşündüğümüz olgular, olaylar arasında geçer.
Baya soyut bir yazı oldu.
Kullanıcı avatarı
Bold
Sürgün
Mesajlar: 262
Kayıt: 04 Haz 2018, 17:45
Teşekkür etti: 86
Teşekkür aldı: 264

#3

Okunmamış mesaj 15 Şub 2019, 17:30

Tcma bu denetimi kuran pusulasında kendini de denetlemesi açısından kardeşlik'te çoktan oluşturmuş durumda. Kendisini denetleyebilecek farkındalığa ulaşan özgür ve aklı güçlü insanların yetişmesine vesile olmuş bir kişi ki bu görülürse çok asil bir değerdir. Sana sevgi bağı duymayan, yaşadıklarına hakim olmayan birisi seni asla yapıcı eleştiremez. İnsan her konuya hakim olamaz, istediğin kadar derin ol hayatta hakim olamayacağın çok konu vardır. Bu sebeple şura/danışma diye bir olay var kuran'da suresi de var; kuran'ı pusula edinmiş kardeşlikte de tcma'nın bir karar alınacağında en düşük rütbedeki çırağa bile sorması sorumluluğunu üzerinde hissetmesi olayını hacıtyler'dan biliyoruz. Merak etme, girebilirsen kardeşlik'te epey sıkı bir denetim altında olacaksın. Burada da benzer süreçleri yaşayan insanlar bulunduğundan dolayı, yazdığın her şey, sorduğun her soru, senin her ürünün aslında senin derinliğinin birer ifşası. Varsa hastalıkların görülür ve tedavi namına uyarılırsın. İttifakı yeşertecek/salatı ikame edebilecek farkındalığa eriştiysen, yeterince piştiysen de seni fırından çıkarırlar. Fakat şahsi mücadeleni siklemeyip, heva hevesine kapılıp yıllarını feda edersen de bu kötülüğü kendine sen yapmış olacaksın. Nacizane tavsiyem hayıflanmaya kapılmadan önce sana sunulmuş olan fırsatların öncelikle farkına varmaya çalışman. Arkada bırakılmış hayatın en ince noktalarına bile açıklık getirebilen, karanlık dünyamızı aydınlatan bir öğreti/kültür varken üzerimize düşeni layığıyla yapıyor muyuz?
Bold adlı üyeye teşekkür etti:
belikebond
Kullanıcı avatarı
hoca dehanni
1. Nesil
Mesajlar: 214
Kayıt: 18 Mar 2018, 15:28
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 379

#4

Okunmamış mesaj 15 Şub 2019, 19:00

Bold yazdı:
15 Şub 2019, 17:30
Sana sevgi bağı duymayan, yaşadıklarına hakim olmayan birisi seni asla yapıcı eleştiremez.
Birini yapıcı eleştirebilmek için o kişiye illa sevgi bağıyla bağlanmana gerek yok. "Yaşadıklarına hakim olmayan birisi" derken ne demek istedin birkaç anlam çıkabiliyor orayı açarsan sevinirim. "Eleştirilen kişinin eleştirileceği konuya hakim olmayan" , "kişinin yaşamıyla ortaya koyduğu ürünleri görmeden onu o ürünlerden bağımsız eleştirmeye çalışan" demek istediysen tamamdır, ama birini eleştirmek için eleştirilen konudan bağımsız olarak kişinin magazin kaçacak yanlarını bilmene gerek yoktur.

Sevgi bağına gelince, cübbeli hoca'yı bazı söylediklerinden dolayı çürütüp olayın doğrusunu gösterebilirsin ; bunu yaparken bir sevgi bağına ihtiyacın yok ya da ateist birine karşı sempatinin zerresini duymazsın ama onu yanlış düşündüğü konuda yapıcı bir şekilde eleştirebilirsin. Yani yapıcı eleştiri yapmanın olayı temiz öz ve eleştirdiğin konunun dinamiklerine hakim olmak.
hoca dehanni adlı üyeye teşekkür etti:
belikebond
Kullanıcı avatarı
Bold
Sürgün
Mesajlar: 262
Kayıt: 04 Haz 2018, 17:45
Teşekkür etti: 86
Teşekkür aldı: 264

#5

Okunmamış mesaj 15 Şub 2019, 19:30

@hoca dehanni Olayı akıl ile pozitif işler yapan oluşumları eleştirme perspektifinden yorumlamıştım. Diyelim ortada iyi ve toplum yararına olan bir iş var, buna yapıcı eleştiri getirecek nitelikteki insanın ön şartı bir sempati/sevgi duymasını sağlayacak akılsal olgunluğa erişmiş olmasıdır. Çünkü ancak organizasyonun eksiklerini de gidermek anlamında destekleyici/eleştirici yapması bu sayede mümkün olacaktır. Yoksa olayı anlamayan, nüanslara ve yaşanılan sürece hakim olmayan birisinin yapacağı eleştiriden çok kıskançlıktan doğan saldırı olacaktır ; tıpkı başlık açıldığında zayıf akıllı iblis güdümlü minyon olarak saldıran betalar gibi. Senin bahsettiğin perspektif de var tabi ki ; tutup da herhangi bir akılsızı çürüttüğün vakit ona sempati duymak zorunda değilsindir. Sen aslında o çürütmeyle aklını geliştirmeye teşvik ettiğin omegabeta/omegalara sempati duyuyorsundur. İlk bahsettiğim olayda direk olarak şahsa/kuruluşa birebir yapılan eleştiriden bahsediyorum, tıpkı burada akıl kırıntısına sahip insanların birbirine yaptığı gibi. Ortak kültürü tadıp, benzer zorluklardan geçtiğimiz için karşıdakini anlayıp olayları akılsal süzgeçten geçirip eleştirebiliyoruz. Başlığı anlamamış/hakikatten uzak insanların bize yapacağı eleştirilerle, burada bu süreci yaşamış insanların eleştirileri arasında yapıcılık yönünden keskin farklar olacaktır.
Kullanıcı avatarı
hoca dehanni
1. Nesil
Mesajlar: 214
Kayıt: 18 Mar 2018, 15:28
Teşekkür etti: 49
Teşekkür aldı: 379

#6

Okunmamış mesaj 15 Şub 2019, 20:17

Ne demek istediğini anladım da nüans kısmında hatan oluyor, bir cümle kuruyorsun ama istisnai durumları var onları açıklamıyorsun bunu belirmek istedim ; "Sana sevgi bağı duymayan, yaşadıklarına hakim olmayan birisi seni asla yapıcı eleştiremez" dediğin zaman cümleyi ve nüansları açıklamazsan -mesela hangi durum için bu cümlenin geçerli olduğunu/olmadığını söylemezsen- hata edersin.
Kullanıcı avatarı
Bold
Sürgün
Mesajlar: 262
Kayıt: 04 Haz 2018, 17:45
Teşekkür etti: 86
Teşekkür aldı: 264

#7

Okunmamış mesaj 15 Şub 2019, 20:28

Evet, hak verdiğim bir eleştiri seninkisi. Anlam karışıklığını önlemek için onlara değinmem gerekirdi. Uyardığın için teşekkür ederim.
Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık