Sanatsallık ve Alfa

"Bir adamın büyü dediği şey, diğer adamın tekniğinden ibarettir." -Robert Heinlein

Moderatör: Co-Moderatör

Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık
Kullanıcı avatarı
Bold
Sürgün
Mesajlar: 260
Kayıt: 04 Haz 2018, 17:45
Teşekkür etti: 84
Teşekkür aldı: 240

#1

Okunmamış mesaj 21 Şub 2019, 13:12


Sanatsallığın kalitesi bir su gibi akıp gitmesi ve doğan güzelliğin her kesimden anlaşılabilmesi ile anlaşılır. Düşünerek, kasarak, ıkınarak sanatı icra edemezsin. Tanrının bahşettiği güzelliği ortaya çıkarabilme yeteneğidir sanatsallık. Kimi zaman bir yazıdır, kimi zaman müziktir, kimi zaman ise bir gösteridir. Ronaldo futbol oynarken düşünmez, MJ son saniye atışını yaparken düşünmez, yahut müziği icra eden insanlar düşünmez ve sol ön beyinle işi halletmeye çalışmazlar. Bir tenis maçı izlerken oyunun kalitesini hiç tenisle uğraşmamış biri bile oyunun akıcılığından, topa vurulunca çıkan sesten, oyuncuların hareketlerinden anlayabilir. Güzel bir müziği dinlerken de öyle güzel bir ritimde akıp gider ki kendini kaptırıp gidersin. Olay şu ki bu insanlar bir anda bunu yapabilecek konuma gelmediler. Spor yapan binlerce saat kusursuzluğu yakalamak için pratik yaptı, enstrüman çalan insan binlerce saat provasını yaptı. Bu pratik aşamasında sol ön beyni o kadar zorladılar ki, hatalarından dersler çıkararak ve defalarca deneyerek öğrendiler. Bilinç düzeyinde çok fazla yapılan tekrarlar sonucunda da artık bu yetenekler sağ ön beyne işlemiş oldu. Tcma bu sanatsal yazıları yazarken oturup düşünmedi, ya da ne yazsam diye bir planlama yapmadı. Ronaldo nasıl topu ayağına aldığında ne yapacağını biliyorsa, tcmanın da sadece kendisi olması kutunu göstermesi açısından yeterliydi. İnsanlarda sanatsallığı oradan ya da buradan yakalama kabiliyeti var. Eğer sen sol ön beyinle hakikatlere karşı bu kadar derinleşmişsen istemsizce sağ ön beyne bunu bir süre sonra aktarıyorsun. Davranışların, ses tonun, kendine güvenin her şeyin bunu dışarıya yansıtıyor. İnsanlar bunun nasıl ve neden olduğunu hiç anlamasalar bile sonuçta bu oluyor ve evrimsel programlamaya boyun eğerek senin baskınlığın otomatik olarak oturuyor. Tcma bu durumu alfa olarak sağ ön beynin kusursuz akıcılıkla işleri otomatiğe bağlamasını somutlaştırıyor. Başlık verdiği telkinsel eğitimle seni sike sike aklettirerek bir şeyleri sol ön beynine kavratıyor. Verdiği motivasyonla da bu birleşiyor ve tcma'nın anlatmadığı yerleri düşünerek anlamlandırmaya başladığında, eseri bütünsel incelemeyi öğrendiğinde, süreci gözlemleyerek neyin ne olduğunun çıkarımını daha iyi yapmaya başladığında, testleri anladığında vs. bu sol ön beyin inanılmaz çalışıyor. Doğru hükümleri verdikçe de gerçek ve yanlışı ayırt edebilme kapasiten gelişiyor, yani aklın gelişiyor. Kuran'ı okuyunca tanrının neyden bahsettiğini daha iyi anlamlandırmaya başlıyorsun. Hayatı bir nevi hayvansal güdülerinden uzak olarak özgürce yaşamanı sağlıyor. Hastalıklarını görme ve bunu aşma farkındalığını sana sunuyor. Bu mücadeleyi uzun vadede yaptığında da her şeyin sağ ön beyne aktarılması da kaçınılmaz oluyor. Bir bakıyorsun yıllar sonra olduğun kişiden oldukça farklısın ve bunun nasıl olduğunu ise anlamlandıramıyorsun. Aslında sana sadece düz yazılar yazmıştı tcma. Bu olay tabi ki sadece bir yere kadar devam edebiliyor, asıl alfa karakterine ulaşman için ise mükemmel sürü ve tcma'nın kendisiyle vakit geçirmen şart. Sana yapılan testlerin derecesinin artması ve hiç bilmediğin hastalıkların ortaya çıkması/tedavisi konusunda kuta daha yakın olman, asil bir amaca odaklanmış olman gibi etkenlerin olması gerekiyor.
Bold adlı üyeye teşekkür edenler (toplam 5):
belikebondAlcatrazHararaAguilar De NerhaSokratesin Sakali
Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık